Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

Posted by on Ara 5, 2015 in akıllı teknoloji, Teknoloji Haberleri | 0 comments

Kişisel Asistanlar ve Gelecek

Kişisel Asistanlar ve Gelecek

Bir firmada çalışıyorsunuz. Ertesi günkü toplantı için İstanbul’dan Ankara’ya gitmek için tren ile biletinizi aldınız ve onay maili posta kutunuza geldi. İşlem tamamlandı. Akşam paydos yaptınız ve evinze gittiniz. Kısa bir valiz hazırlama sürecinden sonra telefonunuzun alarmını 7:00’a kurdunuz ve saat 9:00’daki treni yakalamak için Bakırköy’den Pendik’e bir buçuk saatin yeteceğini hesapladınız. Daha önce de bu rotayı kullanmış ve sorunsuz şekilde işleri halletmiştiniz. O zaman; iyi uykular! Sabah telefonunuzun alarmı çaldı. Miskin şekilde yataktan doğrulmadan elinizi telefonunuza attınız alarmı susturmak için. Saate kaydı gözünüz: 6:30! Telefonun yarım saat önce çalması aslında bu durumda bir tesadüf ya da sistem hatası değil. Cep telefonunuzdaki kişisel asistanınız maillerinizi okuyup bir tren yolculuğu yapacağınızı kestirmiş ve değerlendirme yaparak o sabah güzargahınızdaki aksaklıkları hesaba katarak sizi yarım saat önce uyandırmaya ve bu sayede treninnizi kaçırmamanıza yardımcı olmuş.

Google ve Muazzam Veri Bankası

Google Now

Google Now (Foto:Edit Interactive®)

Yeni nesil iOS ve Android işletim sistemlerindeki kişisel asistanların (Siri ve Google Now) son sürümlerinin test süreci sona erdiğinde ve sistemler son kullanıcının yani bizlerin kullanımına sunulduğunda, çok yakın gelecekte bu senaryolar bizim için de günlük yaşamımızın vazgeçilmez parçaları olacaklar.  Google ve Apple bu tür yapay zeka sistemler ile gündelik hayatımıza daha da müdahil olmaya ve onu düzenlememize yardımcı olmaya çalışıyorlar. Bunu da elbette ki hakkımızda daha çok veri toplamak ve insanların vazgeçilmezleri olmak adına yapıyorlar. Biri değil de artık her gün daha da büyüyen bir birileri havuzu biz kullanıcıları sürekli gözetliyor. Apple ve Google’dan sonra Amazon kendi sistemi Alexa’yı, Microsoft ise Cortana’yı bu yarışa hazırlıyor.

Bugün bile “Suç ve Ceza’yı kim yazdı?” ya da “1969’un popüler parçalarını çal” gibi komutları yerine getirebilen iPhone 6s ya da güncel Galaxy modellerinin yakın gelecekte ulaşabileceği noktalar elbette örneğimizde verdiklerimizden çok daha ötede. Google’ın “Knowledge Graph” sistemi halihazırda ağrılıklı olarak Vikipedia’dan ya da resmi istatistiki verilerden müteşekkil 600 milyon nesneyi ve 50 milyar konuyu kapsar durumda. Tüm bunların haricinde insanların çektikleri fotoğraflar, telefonları ile paylaştıkları bilgiler ve yazışmaların ışığında Google; dünya üzerinde bir milyardan fazla mekan ve konum hakkında en sevilen ziyaret ve bu konumlardaki mağazaların açılış saatlerini veritabanında bulunduruyor.

Biri Bizi Gözetliyor!

Microsoft-Cortana

Microsoft-Cortana

Her ne kadar veri bankaları muazzam verilere sahip olsalar da onların da eksiklikleri mevcut. İşte firmalar bu açıklarını Siri, Google Now, Alexa ve Cortona gibi Big-Data yazılımlar ile kapatmaya çalışıyorlar. Ayrıca Netflix’ten ve YouTube’dan ve hava durumu yazılımları gibi farklı uygulamalardan da yardım almaktan kaçınmıyorlar. Tüm bu yazılımlar ise veri işlemek için mevcut mobil cihazlarımızdaki işletim sistemlerinden, uygulamalardan ve kullanıcı davranışlarımızdan faydalanıyorlar. Mesela moda sayfalarında gezinen bir kullanıcı “Heidi kaç yaşında” diye artattığında roman karakteri olan Heidi’nin yaşını değil, manken Heidi Klum’un yaşı olan 42’yi cevap olarak görüyor.

Gün geçtikçe Google, Apple, Microsoft gibi firmalar veri açlıklarını kapatmak için daha agresif davranıyor ve 3. taraf uygulamalara daha fazla başvuruyorlar. Şu anda Microsoft Cortona Avrupa’daki kullanıcıların sipariş ettikleri paketlerin ne zaman teslim edileceğini Outlook’dan edindiği verilerle öngörebilirken Apple’nın Siri’si, iMessage üzerinden yapılan yazışmaları takip edebiliyor ve içeriğini analiz edebiliyor. Google ise mesajlaşma esnasında bir mekandan bahseden ve akabinde “Home” tuşuna basılı tutan kullanıcının, ilgi duyduğu mekana ait çalışma saatlerini ve menüsünün içeriğini kullanıcıya göstermek üzere çalışmalar yürütüyor.

Davranışlarımıza hâkim asistanlar

apple siri

Apple siri (Foto:Edit Interactive®)

Asistanlar için bir diğer önemli veri kaynağı ise elbette ki kullanıcı konumları. GPS ya da GSM şebekesi üzerinden konum tespiti yapan asistanlar, arama özelliklerini ve konumlarını buna göre güncelliyor. Konum bilgisine sahip olduğunda Siri çok yakın gelecekte size yakındaki toplu taşıma ararçlarını ve hareket saatlerini ya da kullanım alışkanlığınıza göre taksi durakları önerirken dilerseniz “Taksi çağırmamı ister misin?” diye öneriler sunacak. Microsoft Corotona ise spor ayakkabı satın almak istediğini bildiren kullanıcıya bir süre sonra spor ayakkabıları mağazasının önünden geçerken hatırlatma mesajı ve mağazanın ürünlerini gösterebiliyor.

Tüm bu işlemler ve veriler ile asistanlar kullanıcı davranışlarımızı ve isteklerimizi depolayarak analiz eder hale geliyorlar. Bir sonraki adım ise bunlar arasında mantıklı bağlantılar oluşturup geleğe yönelik tahmin yürütmek olacak gibi görünüyor. Evde canı sıkılan kullanıcıya sevdiği türden sinema filmlerinin yayın saatlerini gösterip bilet ayıran bir asistan artık bir bilim kurgu fantazisi olmaktan çıktı bile.

Fotoğraf ve ses analizi ise firmaların çoktan radarına girmiş durumda. Fotoğraflardaki objeleri algılayabilen ve buna göre sınıflama yapabilen yazılımlar yavaş yavaş yazılımlara hakim oluyor. Yüzü net seçilmeyen insanları jest ve mimiklerinden ya da kıyafetlerinden bile tanıyabilen bu yazılımlar firmanın yüksek işlem kapasiteli bulut bilgisayarları ile bağlanarak çalışıyorlar. Bu sistemi işer halde tutmak ve cihazları daha “akıllı” yapmak için Google ve Apple gibi firmalar nöronal bilgisayar ağları ve derin öğrenme sistemleri (Deep-Learning-Systems) ile çalışıyorlar. Bu sistemler insan beyninde bulunan sinir ağlarını taklit ediyor ve milyonlarca işlemci bir sinir ağı gibi çalışıyor.

algoritma

Belirsiz algoritmalar hayatımızı belirliyor

Yazılım nöronları şu şekilde çalışıyor: Birinci katman fotoğraftaki imajsal noktaları, ikinci katman nesnelerin çevresi gibi formları, üçüncüsü karışık geometrik formları analiz ederken dördüncü ve son katman ise tüm verileri anlamlandırarak bir çiçeği ya da uğur böceğini, yani bütün nesneyi algılamaya çalışıyor. Tüm bu işlemler için ihtiyaç duydukları veriler zaten tüm firmalarda ziyadesiyle mevcut. Bu tür sistemler antremanlarını tamamladıklarında ise iki dil arasında gerçek zamanlı çeviri yapabilecekler ve bu sayede telefonda ingiliz bir müşteriniz ile türkçe konuşarak anlaşabileceksiniz.

Elbette faydalarının yanında birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor bu tür sistemler. Hakkınızda bu kadar çok bilgiye sahip olan, sizin bile farkında olmadığınız ya da dikkat etmediğiniz davranış kalıplarınızı analiz edebilen ve sizi sizin kadar tanıyan bir yabancı sisteme ne kadar güvenebilirsiniz ki! Bilginin güç demek olduğu 21. yy’da en güçlülerin sizin elinizle sizin hakkınızda bilgi sahibi olmasının sonuçlarını zaman içerisinde her beraber yaşayarak öğreneceğiz anlaşılan. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki insanlar bilgisayarların önerilerine, diğer insanların tavsiyelerinden daha çok inanıyorlar. Kim bilir belki de 100 sene sonra yer gök akıllı sistemlerle dolmuşken insanlık aptallaşacak olmasın?

Post a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir